Doğa ve kadın birbirinin ayrılmaz parçasıdır,
Doğa: “Kendiliğinden var olan ve insan etkinliğinin dışında kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren, canlı ve cansız nesnelerden oluşan varlığın tümü.” olarak tanımlanır. (Oxford)
İçindekiler
ToggleDoğa, Kadın ve Temsil Ettikleri
Hayat döngüsünün başlangıcında bulunan, devamlılığını sağlayan, besleyen, koruyan özellikleri ile birlikte kadın, “Doğa Ana”, “Tabiat Ana” kavramına da ilham vermiştir, birçok dilde de aynı kalıpla halen kullanılmaya devam edilmektedir.
Gerek İlk Çağ kazılarından çıkan bereket figürlerinde, gerekse farklı ülkelerin mitolojilerinde kadının; (Türk mitolojisinde; Umay, Kübey.Yunan mitolojisinde; Gaia, Demeter, Artemis, Afrodit vb. Roma mitolojisinde; Diana İskandinav mitolojisinde; Bastet. Sümer mitolojisinde; İnanna vb.) doğayı koruyan, nesli sürdüren kültür aktaran bir varlık olarak tanımlandığına ve bu özellikleri betimleyen ürünlere, figürlere, şarkılara da şahit olunmaktadır.


Elbette bu örnekleri daha da arttırmak mümkündür ki yukarıda da belirtildiği gibi kadına; koruyucu, yuvayı kuran, doğayı gözeten, neslin devamını sağlayan ve kültür aktaran bir varlık olarak misyon yüklenmiştir. Kadının hayatın korunması ve kalkınmasında insanlık tarihiyle başlayan rolü de yadsınamazdır. Bazı bilim adamlarının, doğa ve iklim projelerinin isimlerini (Gaia hipotezi: James Lovelock, Dünya’nın kendi kendini düzenleyen bir sistem olduğunu öne sürer.) ve bilimsel çalışmalarının ilhamını, yukarıda ismi geçen kutsal kadınlardan alması çok da şaşırtıcı değildir.
Sürdürülebilirlik Kelimesinin Gelişimi
Sürdürülebilirlik, etimolojik olarak Latince kökenli olup Sus ve tenere kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir.13 yüzyılın sonlarında geçişli bir fiil olarak hayatın gerekliliklerini sağlamak dik tutmak destek araçları sağlamak olarak karşımıza çıkar. 14 yüzyılın başlarından itibaren ise devam etmek sürdürmek anlamlarını taşır hale gelmiştir. Etimolojik açıklamaya ilaveten Sürdürülebilirlilk kelimesi literatüre ilk kez yalnızca çevre, doğa ile ilgili bir makale olarak 1713’te Carlovitz tarafından ormancılık, balıkçılık, tarım için çevre ile ilgili yayınlandığı makale ile olduğuna dair yaygın bir kanı mevcuttur.
1972 yılında farklı ekonomik yapıda ve sosyal kültürel düzeydeki ülkeler çevre başlığında ilk kez bir araya gelmiş ve konferansın sonunda BM İnsan Çevresi Bildirisi kabul edilmiştir.(Stockholm Konferansı)
Carlovitz’in makalesinden 274 yıl sonra “Sürdürülebilir Kalkınma” kavramının literatüre girmesini sağlayan Bruntland Raporu ile birlikte sürdürülebilirlik denildiğinde çevreye ilaveten, sosyal gelişme, büyüme ve kalkınma da kabul edilir hale gelmiştir.
Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu (WCED) (Kuruluş 1983), 1987 yılında «Ortak Geleceğimiz» başlıklı bir rapor yayınladı. Belge, Komisyon başkanı Norveçli Gro Harlem Brundtland’ın adıyla «Brundtland Raporu» olarak bilinmeye başlandı.Bu tanıma göre sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden şimdiki ihtiyaçların karşılandığı kalkınmadır (Brutland Raporu, 1987).
Kadının Toplumsal Rolleri ve Etkisi
Topluluğun gelişiminde kadının; öğretmen, anne ve yönetici olarak rolünün yaşam desteğindeki genel süreçlerde, tarımda, tekstilde, gıda üretiminde ve tabii ki hayatın devamında kadının rolü ele alındığında sürdürülebilecek olanın temelinde kadının bulunduğu da rahatlıkla göze çarpmaktadır.
Kültürel aktarım açısından baktığımızda da kadınlar, çocuklara erken yaşta değerler, çevre bilinci ve sorumluluk duygusu kazandırarak sürdürülebilir bir nesil inşa edebilmekte önemli bir rol üstlenmektelerdir.
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri sınıflandırılırken temelde sürdürülecek olan nedir ve geliştirilecek olan nedir sorularının cevaplarının arandığı bir tablodan bahsetmek isteriz bu tabloya göre ilk etapta sürdürülecek olanlar; doğa yaşam testi ile topluluk olarak belirlenirken, geliştirilecek olanlar da insan, ekonomi ve toplum olarak belirlenmiştir. (Peter ve Kates, 2003)
Sürdürülebilirlikte Kadınla İlgili BM Amaçları
Başlangıçta sürdürülebilirlik ile ilgili temel çerçeve daha çok çevre ve fiziksel yönetimle ilgili iken zaman ilerledikçe sürdürülebilirliğin içerisinde çok daha farklı katmanların çok daha farklı etmenlerin belirleyiciliği de kabul edilebilir hale gelmiştir Nitekim 1995 yılında Pekin’de Deklerasyonu’nda (Dördüncü Kadın Konferansı) 12 eylem planı ilan edilmiştir. Bu deklerasyonda kadın haklarının her alanda korunması ve gerçekleşmesine yönelik plan kabul edilmiştir. (“Pekin Deklarasyonu’nda yer almayan bakım ve destek sistemleri konusu” halen tartışma gündemi olmaktadır.)
12 eylem planı daha sonra Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin devamı niteliğinde, 27 Eylül 2015 tarihinde, New York’ta, “Gündem 2030: BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) kabul edilmiş olan 17 hedef ve 169 alt hedef alt hedeflerden bir kısmı ile de örtüşmektedir.
Tüm bu gelişmeler sonrasında, 2025 yılına geldiğimizde ise Sürdürülebilirlik; çevre, sosyal, yönetişim ve son zamanlarda karşımıza çıkan finansal kısmıyla da multidisipliner bir konumda ulaşmıştır..
Aşağıdaki tabloda eylem planı ve SKA hedeflerini göstermektedir.
| Pekin Eylem Alanı | İlgili SKA Hedef(ler)i |
| 1. Kadın ve Yoksulluk | SKA 1: Yoksulluğun sona erdirilmesi
SKA 5: Toplumsal cinsiyet eşitliği
SKA 10: Eşitsizliklerin azaltılması |
| 2. Eğitim ve Öğretim | SKA 4: Nitelikli eğitim
SKA 5: Toplumsal cinsiyet eşitliği |
| 3. Kadının Sağlıkla İlgili Hakları | SKA 3: Sağlıklı bireyler
SKA 5.6: Üreme sağlığı ve hakları |
| 4. Kadına Yönelik Şiddet | SKA 5.2: Kadına yönelik şiddetin
ortadan kaldırılması
SKA 16: Barış ve adalet |
| 5. Silahlı Çatışmalarda Kadınlar | SKA 16: Barış, adalet ve güçlü
kurumlar
SKA 5: Kadınların korunması |
| 6. Ekonomi | SKA 8: İnsana yakışır iş ve ekonomik
büyüme
SKA 5.5: Ekonomik karar alma süreçlerine eşit katılım |
| 7. Siyasi ve Karar Alma Süreçlerine Katılım | SKA 5.5: Kadınların siyasi karar alma
süreçlerine tam ve etkili katılımı |
| 8. Kurumsal Mekanizmalar | SKA 16: Kurumların kapsayıcı, adil ve
hesap verebilir olması |
| 9. İnsan Hakları | SKA 16: Hukukun üstünlüğü, adalet
sistemine erişim
SKA 5: Cinsiyet temelli ayrımcılığın sona erdirilmesi |
| 10. Medya | SKA 5.b: Teknolojiye erişimde eşitlik
SKA 10: Temsilde adalet, önyargının kırılması |
| 11.Çevre | SKA 13: İklim eylemi
SKA 12: Sorumlu tüketim ve üretim
SKA 6, 7, 14, 15: Su, enerji, yaşam alanları |
| 12. Kız Çocukları | SKA 4: Eğitim
SKA 5.3: Çocuk yaşta evliliklerin ve zararlı uygulamaların sona erdirilmesi
|
Kadının tarihsel süreçte sürdürülebilirliğin temelinde bulunması, Kadınlar Barış ve Güvenlik Kararı (WPS)’nın 25. yılı ve Pekin Deklarasyonu’nun ise 30. yılında olduğumuz bu tarihte kadınların sürdürülebilirlikle ilgili rollerinin daha fazla olmasına, SKA’ların bir an önce daha somut adımlar atılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Kadınların sürdürülebilirlikteki etkisini artırmak için:
Kadın liderliğindeki projelere destek olunması
Yerel kadın kooperatiflerini tercih edilmesi
Kız çocuklarının eğitimi için gönüllü olunması gerekliliği öne çıkmaktadır.
GRI Etki Önemliliği ile Kadınların Stratejik Önemi
Ecolithic olarak, sürdürülebilirlik raporlamalarında önemli bir yeri olan GRI yaklaşımına göre, kadınların sürdürülebilirlik içindeki etkisini şu şekilde maddeleyebiliriz..
- Toplumsal eşitliğin sağlanması
- Sosyo-ekonomik dayanıklılık
- Sürdürülebilir liderlik ve karar süreçlerinin çeşitlenmesi
- Çevresel adaletin sağlanması bakımından temel önemdedir.
Filiz Ergün
İstanbul,2025